Web Tasarım, Yazılım: Kıvanç Pehlivan

İYİ Parti Bodrum Kadın Politikaları Başkanı Nilay Konday; KIRSALDA YAŞAYAN KADINLARIMIZIN YERİ AYRI

Siyaset 2022-04-16

Biz bu üretim gücüne katılamayan kadınlarımıza da el uzatma gayretindeyiz

Bodrum’da kadın üye sayısını artırarak, ‘eşitlik’ ve ‘kadın hakları’ kazanımları konusunda farkındalık yaratmayı hedef edinen İYİ Parti Bodrum Kadın Politikaları Başkanlığı, pandemi döneminin bitmesiyle birlikte saha çalışmalarına başladı. Başta üreten kadınlar olmak üzere, kadının hem ailede, hem ekonomide, hem siyasette hem de yaşamın her alanında gücünü artırmak üzere çalıştıklarını ifade eden İYİ Parti Bodrum Kadın Politikaları Başkanı Nilay Konday ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Partisinin hem yerelde hem de ülke bazında kadınların yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri konusunda çok önemli çalışmalara imza attığını belirten Konday, şu sıralar teşkilatlanma konusuna ağırlık verdiklerini anlattı. 

SORU: İYİ Parti’nin Bodrum kadınları olarak bu dönemde neler yapıyorsunuz?

Pandemi sürecinin ardından dinamik bir döneme girdik. Partimizin kadın politikalarına dair yol haritası doğrultusunda önce teşkilatımızı güçlendirmeye, üye sayımızı artırmaya daha sonra da üyelerimizin aktif katılımını teşvik etmeye çalışıyoruz. Kadın Politikaları olarak kadın emeğinin değer bulması ve kadınların toplumun her alanında eşit temsil hakkı için çaba gösteriyoruz. Biliyorsunuz, Türkiye’de Güneşin Kadınları Kooperatifi’ni ilk kuran İYİ Parti teşkilatlarından biri Bodrum’dur. Bodrum aynı zamanda kadın işgücü açısından da diğer il ve ilçelerimize göre şanslı bir yer. Biz bu üretim gücüne katılamayan kadınlarımıza da el uzatma gayretindeyiz. Yaşadığımız toplumun, ancak kadınların kalkınması ve farkındalığının artmasıyla gelişebileceğini biliyoruz. Bu çalışmalarımızda; Bodrum Belediye Meclisi’nde partimizi ve bizi temsil eden kadın arkadaşlarımızın emeği, çabası çok değerli.

KIRSALDA YAŞAYAN KADINLARIMIZIN YERİ AYRI

Bodrum denildiğinde insanların aklına yalnızca turizm gelse de, ilçemizde çok ciddi bir tarımsal üretim kapasitesi var. Üstelik bu üretimin yarıdan fazlasında kadınlar emek ve söz sahibi. Biz, hemen her fırsatta üreten kadınlarımızla bir araya gelmeye çalışıyoruz. Amacımız, yalnızca ekonomik güçlenme değil elbette. Kadınlarımızın toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki farkındalığını geliştirmeye yönelik projelerimiz var. Orta ve uzun vadede sosyal getirileri olan projeler, Genel Merkezimiz ve Genel Başkanımız uhdesinde oluşturuldu, yol haritasına dönüştürüldü. Türkiye’de kadına bakış açısının değişmesi gerekiyor. Bu nedenle de Türkiye’nin İYİ İktidarına ihtiyaç duyduğunu söylüyoruz.

SORU: Biraz da genel siyasetten konuşalım. Partinizin İstanbul Sözleşmesi ile ilgili duruşu nedir? Bu konuda sizin görüşlerinizi alabilir miyiz?

İstanbul Sözleşmesi, bir kavga unsuru olmamalıdır. Bu Türk kadınları için hayati bir kazanımdı, ne yazık ki kaybedildi! Biz artık Türkiye’de erkek  şiddetine kurban giden kadınların arkasından çaresizce ağlamak, konuşmak ya da sosyal medya mesajları paylaşmak istemiyoruz. Biz artık şiddetin olmadığı bir ülkede yaşamak istiyoruz. Laf var fakat icraat yok! İstanbul Sözleşmesi hükümleri, bu yönde atılmış en önemli adımdı. Maalesef bugünkü iktidar, bu sözleşmeden çekilmeye karar verdi. Bunun bir siyaset değil, zihniyet meselesi olduğunu düşünüyoruz. Kadınları hayatın içinde görmeye tahammül edemeyen, toplumsal cinsiyet eşitliğinden korkan bir zihniyetin vücut bulmuş hali. Bu sözleşme diyor ki “Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığı önlemek için gerekli tedbirler alınmalı, kadına şiddeti önlemek için etkili politikalar geliştirilmeli.” Bir iktidar partisi, bundan neden rahatsız olur ki? Anlamak mümkün değil.

 

SORU: Ne demek toplumsal cinsiyet eşitliği? Neden ve nasıl bir ilişkisi var kadına yönelik şiddetle?

Toplumsal cinsiyet eşitliği, toplum düzeni içinde cinslere izafe edilen rollerin ve beklentilerin yarattığı hiyerarşiyi ortadan kaldıran bir olgu. Toplumsal cinsiyet eşitliği, en başta bir insan hakları meselesidir. Dolayısıyla yalnızca kadına şiddet ile ilgili bir husus olarak algılanmaması gerekiyor. Hayatın her alanında eşitlikten söz ediyoruz biz. Demokrasinin gelişmişliğinden, kalkınmadan bahsedebilmemiz için sistemin tamamını eşitliği esas alan bir anlayışla yeniden inşa etmek zorundayız.