Web Tasarım, Yazılım: Kıvanç Pehlivan

Hayata Dokunan Eller – Aynur Isparta’nın İlham Veren Yolculuğu

Röportajlar 2025-11-09

Aynur Isparta’nın yaşam öyküsü, 59 yıllık deneyim, büyük bir mücadelenin azim ve sanatla nasıl taçlandırılabileceğinin ilham verici bir kanıtı.

Hayata Dokunan Eller – Aynur Isparta’nın İlham Veren Yolculuğu

Kadın Aktüel kurucularından Ferda Baykan, hobi ve sanat sayfaları için Aynur Isparta’ya konuk oldu. Isparta, çamurla tanışma serüvenini, kadınlara örnek olacak şekilde hastalığını yenerken çamur sanatını nasıl terapi olarak kullandığını anlattı.

Ferda Baykan / Göcek

Aynur Isparta’nın yaşam öyküsü, 59 yıllık deneyim, büyük bir mücadelenin azim ve sanatla nasıl taçlandırılabileceğinin ilham verici bir kanıtı.

25 Kasım 1966’da Aydın’da, emekçi bir kadın olan Raziye Hanım’ın kızı olarak dünyaya geldim. Azmimi, çalışkanlığımı, sabrımı ve üretkenliğimi annemden miras aldım.

1984 yılında Dalaman’a gelin geldim, 1989’da ise çalışma hayatına adım attım. Yıllarca kendi şirketlerimizde çalışıp yönettim. Yoğun bir tempoda, hayatın zorluklarıyla mücadele ederken hem iş hem aile sorumluluklarımı dengede tutmaya çalıştım.

 

Ancak yaklaşık on yıl önce, sağ kolumdaki bir kas yırtılması nedeniyle hastaneye başvurduğumda, hiç beklemediğim bir gerçekle karşılaştım: Parkinson hastalığı tanısı konulmuştu.

O an, bu hastalığın ne anlama geldiğini tam olarak kavrayamamıştım. Doktorlar bana “artık yapmaman gerekenler” listesini sıraladığında, hayatımın tamamen değişeceğini anladım.

Bir süre büyük bir üzüntü yaşadım. Yaklaşık bir yıl boyunca evde, ilaçlarımı alıp yatarak geçirdim. Hayat durmuş gibiydi. Oysa elim ayağım tutuyor, aklım başımdaydı. Buna rağmen sanki artık işe yaramaz biriymişim gibi hissettiriliyordu.

 

Bir gün banyoda düşüp aynada kendime baktım. O an içimden güçlü bir ses yükseldi:

“Bir daha asla yatmayacaksın! Kendini kapatmayacaksın!”

 

O günden sonra kendime üç büyük hedef koydum:

1-Kendi imparatorluğumu kuracaktım.

2-Gelecek nesillere örnek olacaktım.

3- Arkamda kalıcı bir iz bırakacaktım.

 

Seramik sanatıyla tanışmam da bu döneme denk geldi. Seramiğin, düşüncelerimi ve duygularımı ifade edebileceğim güçlü bir dil olduğunu fark ettim. Ancak Türkiye’de bu alandaki bilgilerin dağınık ve yüzeysel aktarıldığını gördüm. Bu eksikliği gidermek için çamur ve sır tekniklerini anlatan, 15 günlük özel bir eğitim programı hazırladım.

 

Başlangıçta programımı hayata geçirecek desteği bulmakta zorlandım fakat hiçbir zaman vazgeçmedim hazırladığım projeye İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Profesör Dr. Yaşar Hacısalihoğlu na sunma fırsatım oldu kendisinin vizyonel bakışı teşvik ve güveni bana büyük bir güç verdi Onun desteği ve onayı olmasaydı bu adımı atmam belki de mümkün olmayacaktı. Üniversitenin Sürekli Eğitim Merkezi müdürü Özlem Gönül hocamın özverili katkılarıyla birlikte programı şekillendirdik ve kısa sürede e-devlet üzerinden Görünürlüğü olan sertifikalı seramik eğitimleri olarak hayata geçirdik

 

 

Atölyemde elde edilen gelirle SMA hastası bebeklerin tedavisine destek oluyorum.

Şimdi 59 yaşındayım ve yeni bir hayalim var: Göcek’te gelecek nesiller için bir Güzel Sanatlar Akademisi kurmak.

Hayatım boyunca hep hayal ettim, inandım ve çok çalıştım.

Allah da bana hedeflerime ulaşma gücü verdi.

Tüm kadınlara ve şifa bekleyen insanlara sesleniyorum:

“Hayat, bir nefes almak kadar kısa ve bir o kadar da kıymetli. Her ana ümitle, inançla ve azimle bakın.”

Benim yolculuğumda çamur ve boyalar düşüncelerim, fırçam ise dilim oldu.

Hayal edin… Ve hayallerinizin gerçekleştiğine inanarak hayal edin.

Sevgiyle, çamurla ve sırla kalın…

Hoşça kalın.