Web Tasarım, Yazılım: Kıvanç Pehlivan

AKUT Kar Sporları Sporcusu ve Millî Sporcu Özlem Çarıkçıoğlu

Röportajlar 2018-03-07

AKUT Spor Kulübü’nün Muhteşem Kadınları

 

 

Giriştiği her işten alnının akıyla çıkan AKUT’un 2009 yılında kurulmuş spor kulübü de başarıları ile adından sıkça söz ettiriyor. Hâlen on üç branşta aktif olarak sporcu yetiştiren AKUT Spor Kulübü’nü ve AKUT sporcularını, AKUT’un üç başarılı kadınından dinledik.

AKUT ailesi olarak tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor; yaşamın her alanında fırsat eşitliğinin sağlanacağı, kadınlarımızın başarısıyla adımızdan söz ettireceğimiz nice 8 Mart’lar diliyoruz…

 

AKUT Kar Sporları Sporcusu ve Millî Sporcu Özlem Çarıkçıoğlu

 

Özlem Hanım, kayağa olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?


Ayağıma kayakları ilk defa 7 yaşımdayken, Uludağ’da ailemle gittiğim bir tatilde taktım. Daha sonra Alev İlköğretim Okulu'nun kayak kamplarına yolladı ailem beni. Alev İlköğretim Okulu ile kaymaya başladıktan sonra yarışlara katılmaya başladım. 2007 yazında millî takıma girdim ve o zamandan beri millî takımda aktif olarak yarışıyorum.

Kaç yıldır spor yapıyorsunuz?

15 yıldır kayak yapıyorum ama millî takım düzeyinde yaklaşık 10-11 yıldır kayıyorum.

Spor hayatınıza ilişkin en ilginç olay hangisidir?

Spor hayatımdaki en ilginç olay, olimpiyat deneyimimdi. Birçok irili ufaklı olay yaşadık kamplarımızda. Ama olimpiyatlara katılmak, orada dünya devleriyle aynı pistten kaymak, televizyona çıkıp herkes tarafından izlenmek çok başkaydı. Bir de hayatımdaki ilk serumu olimpiyat yarışından önce yemem sanırım orada bulunmanın beni ne kadar heyecanlandırdığını ve hasta bile edebildiğini gösteriyor. Her şeye rağmen çok güzel bir tecrübeydi.

Sporun sizdeki hikâyesi nedir?

Sporun benim hayatımda küçüklükten beri çok büyük yeri vardı. Ailem beni yüzmeden tenise birçok spora teşvik etti. 13 sene bale yaparak öğretmenlik diplomamı aldım. Yüzmeye kısa bir süre devam ettim; ama bana uygun bir spor olmadığını fark ettiğim için kayağa ağırlık verdim. Tabii ki Türkiye şartlarında Alev, Robert Kolej ve Koç gibi okullarda okurken profesyonel sporculuk yapmak oldukça zordu. İlkokulda kayak yaptığım zamanlar ilk başta arkadaşlarımla eğlendiğim spor yaptığım okuldan ve İstanbul'daki hayatımdan kaçamaklar yaptığım dönemlerdi. Daha sonra kayağın kendisine âşık oldum ve yarışlara katılmak rekabet etmek başarılı olmak beni bu spora daha da bağladı. Millî takıma girip yurtdışına çıkmaya başlayınca oradaki kayakçılarla tanışıp arkadaşlık kurmak birçok farklı şehir ülke görmek bana daha da cazip geldi ve okul hayatım ne kadar beni zorlasa da kayaktan vazgeçmedim. Lisenin son senesinde üniversiteye hazırlanırken bir dönem kayak yapmadım ve tamamen okula yoğunlaştım. Fakat bu dönem bitince tekrar devam edip yarışlara girdim. Bu dönem benim için zor geçmişti; çünkü asıl sevdiğim şeyi yapamıyordum ve aynı zamanda fiziksel ve ruhen gerilemiştim ve toparlamam için daha çok çaba sarf etmem gerekecekti. Üniversiteye geçince kayağa daha çok ağırlık verdim. Son senesinde ise, 2017 yılının başında, 2018 Pyeong Chang Kış Olimpiyatları'na hazırlanabilmek için okulumu dondurdum. 1 sene boyunca gerçek anlamda profesyonel sporculuk yapmayı deneyimleyebildiğim için hem hayatımın en güzel senesini geçirdim ve bu yoldan çok keyif aldım, hem de olimpiyatlar için hak kazanmayı başardım. Okulu dondurmak benim için radikal bir karardı. Çünkü döndüğümde bütün arkadaşlarım okulu bitirmiş ve işe başlamış olacak ve beni neler bekleyeceğini bilemeyecektim. Fakat yine de bunun kendim için aldığım en doğru kararlardan biri olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak da olimpiyatlara giden ilk İstanbullu olarak arkamdaki birçok sporcuya öncülük edebildiğim için çok mutluyum.

Yarışlara nasıl hazırlanıyorsunuz?

Yarışlara hazırlanma sürecim geçen sene oldukça yoğundu. Okulu dondurduğum için yılın çoğunu yurtdışında kamp yaparak geçirdim. Yazın İsviçre, İtalya gibi ülkelerde buzullarda kaydık. Haftalarca kondisyon antrenmanları yaptık. Yine Avusturya gibi pistleri dünya standartlarında olan ülkelerde, kışın kar üstünde daha çok vakit geçirdik. Kışın ise çoğunlukla Erzurum Palandöken'de antrenman yaptık ve buradaki yarışlara katıldık.

Başarınızı nelere borçlusunuz?

Başarılı olmak tabii ki çalışmak ve vazgeçmemekle doğru orantılı. Ben de bu sene olimpiyatlara hazırlanırken elimden geldiğince sistemli bir programla çalıştım. Sonuçlardan bağımsız olarak, kondisyon ve kayak üzerindeki antrenmanları doğru ayarlayıp uzun vadeli planlar yaptığınız taktirde eğer gerçekten gönül koyuyorsanız zaten başarılısınızdır. Tabii ailenizin ve kulübünüzün desteği de başarıya etki eden faktörlerden. Ben her ikisinde de şanslıyım. Gerek ailem gerekse AKUT Spor Kulübü, daha başarılı olabilmem için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu da beni daha çok çalışmaya teşvik ediyor.


2018 yılı bazında ve uzun vadedeki hedefleriniz nelerdir?

2018 yılı için hedeflediğim olimpiyatlara katılmaktı ki bunu başardım. Olimpiyatlar bir sporcunun hedefleyebileceği en yüksek noktadır. Bu sene bunu başarabildiğim için çok mutlu ve gururluyum. Fakat çok uzun yollar daha kat edebileceğimi ve etmem gerektiğini de biliyorum. Bu sebeple hedefim her zaman kendimi daha çok geliştirip belki bir sonraki olimpiyatlarda daha iyi dereceler almak olacaktır. Tabii ki bunun için maddi ve manevi olarak iyi bir hazırlık yapmak gerekiyor. Bunları planlayabildikten sonra ise, geriye çalışmak kalıyor. Hedefim hem kulübüm AKUT’u hem ülkemizi başarıyla temsil etmek ve ülkeme değer katarak bu alanda genç sporcular yetişmesine katkı sağlamak, örnek olmak…

Çocuklarda bu spora başlama yaşı nedir? Ebeveynleri nasıl yönlendirirsiniz?

Kayak sporuna yurtdışında başlama yaşı 3-4'tür. Bunun sebebi çocukların ne kadar küçük yaşta bu tür becerileri bu spora uygun bir şekilde gelişirse o kadar başarılı olacak olmalarıdır. Türkiye'de maalesef çoğu ebeveyn bu yaşın erken olduğunu düşünüyor; fakat kesinlikle öyle değil. Bu sebeple küçük yaşta bu sporu yapıp ilerde sevip devam ettiren sporcular daha başarılı oluyorlar.

Türkiye’de kayak sporu, kayak kültürünün gelişebilmesi için sizce yapılması gerekenler nelerdir?

Türkiye'de bu sporun gelişebilmesi, sporcu sayısıyla, tesis yeterliliği gibi teknik konularla ve özellikle bu sporun daha çok tanıtılmasıyla mümkün. Maalesef ülkemizde belli branşlar dışındaki sporlara yatırım ve ilgi çok az. Bu da doğal olarak insanların kayak sporunu ilgi çekici bulmasını ve başlamasını engelliyor. Ne kadar çok sporcu çıkarsa da rekabetin artacağı aşikâr. Ayrıca yurtdışına baktığımız zaman kayak sporunun bir kültür haline geldiği ülkelerde başarılar çok üst düzeyde. Örneğin Norveç bu olimpiyatlarda en çok madalya kazanan ülke oldu. Çünkü onların kültüründe bir yerden bir yere gitmek bile kayarak oluyor. Biz belki bunları sağlayamayız; ama daha uygun tesislerle ve disiplinli çalışmayla kesinlikle aradaki farkın azalacağını düşünüyorum.


Kayak branşında kazandığınız başarılar nelerdir?

6 Türkiye şampiyonluğum ve 70'i aşkın madalyam var. Yurt dışında Eyof ve universiade gibi büyük yarışlarda ve en son da 2018 kış olimpiyatlarında ülkemizi Alp disiplininde temsil eden tek Türk kadın sporcu oldum.

8 Mart hakkında neler söylemek istersiniz?

8 Mart bir anma günü. Öncelikle bu tarz günleri anmak zorunda kalmayacak kadar eşit olacağımız bir dünya diliyorum. Yazık ki dünyanın pek çok yerinde ve ülkemizde kadınlar erkekler kadar şanslı değil. Eğitimde, sanatta, sporda, siyasette, bilimde, hayatın her alanında biz de var olmalı, gücümüzü ortaya koyarak hem ülkemize hem insanlığa değer katmalıyız. Bunun için kız çocuklarının eğitimine özel olarak eğilmek son derece önemli. Tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, herkesi spor yapmaya davet ediyorum. Kendi geleceğimiz için…